Didimdeyken

Şahmaran…

Şahmaran veya Şahmeran, Erböke dişi ise İşböke, İlluyanka belki de Medusa

Türkler, Kürtler, Iraklılar ve İranlılar’ın benimsediği, Hint illerinde de bilinen bir efsane…

Bir görüşe göre, binbir gece masallarında da yerini almış.

Yarısı yılan yarısı kadın, akıllı, iyi kalpli, asla yaşlanmayan ancak ölümlü…

Diğer yandan; Bedenen ölse de, ruhunu kızına geçirdiği için bir anlamda ölümsüz…

Farsça ”Mar” yılan, ”Maran” yılanlar, Şah ise malum.

Hikaye; Mardin’de veya Adana- Ceyhan arasında ki Yılankale’de, belki de Siirt’in Şahmeran mağarasında, Iğdır’ın Şahmeran Tepesinde, ağırlıklı görüşe göre ise Tarsus’ta geçer.

Şahmaran veya Şahmeran…

Bundan binlerce yıl önce, yerin yedi kat altında Maran denilen yılanlar yaşarmış. Bu yılanların kraliçesinin adı da Şahmaranmış.

Günlerden bir gün, Cemşab ve arkadaşları, ormanda gezerken bal dolu bir kuyu keşfederler.

Almak için birinin kuyuya inmesi gerektiğine karar verirler ve Cemşab’ı, beline ip bağlayıp aşağı sarkıtırlar.

Bütün balı aldıktan sonra da, onu tutan ipi keserek kaçarlar.

Kuyuya geri düşen Cemşab, bakınırken, küçük bir delik görür. Cebindeki bıçağının yardımıyla deliği geçebileceği kadar büyütür.

Nihayet geçebildiğinde ise çok güzel bir bahçenin içinde tahtına oturmuş olan Şahmaran’ı görür.

Zaman içinde Şahmaran ve Cemşab yakınlaşırlar.

Şahmaran, tıp bilimi ile ilgili bildiği her şeyi Cemşab’a öğretir.

Yıllar geçmektedir ve Cemşab ailesini, evini özlemektedir.

Cemşab’ın üzüntüsüne dayanamayan Şahmaran, kendisinden ve bu cennet gibi yerden kimselere bahsetmemesi koşuluyla gitmesine izin verir.

Cemşab söz verir ve sözünü de tutar.

Bir gün ülkenin padişahı hastalanır. Hekimlere göre Şahmeran’ın etini yerse iyi olacaktır. Vezir, tüm halkın hamamlara gidip askerlerin gözetiminde yıkanması için emir verir.

Herkes gibi Cemşab da hamama gider…

Sırtında Şahmeran’dan kalan pullar görününce, kuyunun yerini göstermeye mecbur kalır.

Vezir adamlarını derhal kuyuya gönderip, Şahmeran’ı yakalatır. Cemşab’ı gören Şahmeran, kendisini kaynatmasını başını padişahın, gövdesini vezirin ve kuyruğunu da kendisinin yemesini söyler.

Cemşab’ın yapabileceği bir şey yoktur artık. Şahmeran’ı öldürür, başını padişaha yedirerek onu iyileştirir. Vezire gövdesini yedirerek onu öldürür. Ve son olarak kuyuruğunu kendisi yiyerek Lokman Hekim olur…

Yılanlar ise, yüzyıllardır gelmeyen Şahmeran’ı bütün dünyada arıyorlar.

Eğer bir gün kraliçelerinin öldüğünü anlarlarsa, insanlığın sonunu getirecekler.

Peki Şahmaran?

O, nesiller boyu ruhunu kızına aktara aktara bugüne kadar geldi. Artık aramızda yaşıyor. Belki Tarsus’da bir kalede ya da uğur getirsin diye Şahmeran motifi işlenmiş bir duvar halısıyla Mardin’de…

Facebook
Twitter
LinkedIn
Email

4 Responses

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir